Toplu katliam iddialarının ve insani krizin merkezindeki Sudan’da neler oluyor?

toplu katliam iddialarinin ve insani krizin merkezindeki sudanda neler oluyor AakbwKYr.jpg

“`html

Sudan’da Faşir’de Yükselen İnsani Kriz ve Paramiliter Güçlerin Etkisi

Sudan’ın önemli kenti Faşir, Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) tarafından kontrol altına alındıktan sonra çok ciddi bir insani felaket tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Birleşmiş Milletler (BM), kentte “yargısız infazlar” yapıldığına dair güvenilir raporlar aldıklarını bildirdi.

Yale Üniversitesi’nin İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı ise, “toplu infazlara ait ceset yığınlarının” bulunduğunu gösteren uydu görüntülerini yayınladı.

Uzun bir zamandır RSF’nin kuşatması altında bulunan şehirde, yüz binlerce sivil açlık sorunuyla baş etmeye çalışmaktadır.

BM ve insan hakları kuruluşlarının sunduğu kanıtların yanı sıra, RSF, sivillere yönelik öldürme ve etnik grupları hedef alma suçlamalarını kesin bir şekilde reddetmeye devam ediyor.

Faşir’in RSF tarafından ele geçirilmesi, 2023 yılı Nisan ayında patlak veren iç savaşın gidişatında kritik bir değişim yaratabilir; bu savaş, on binlerce yaşam kaybı ve 12 milyon insanın yerinden edilmesine yol açmıştır.

Bu durum, RSF’nin Darfur bölgesinde orduya ait olan son mevkiyi de kontrol altına aldığı anlamını taşıyor.

Son verilere göre, kuşatma döneminde şehirde 130 bini çocuk olan yaklaşık 250 bin kişi yardıma ulaşamadan hayatta kalmaya çalışıyor.

Uydu görüntüleri, kaçmaya çalışan bireylerin hastaneler ve çevredeki toprak duvarlar yakınında kitlesel saldırılara uğradığını belgelerken, siviller açlıkla mücadele ediyor.

BBC News Arapça’ya konuşan ve kimliğini gizlemek isteyen Faşir sakini, “Yiyecek bulamıyoruz; dışarı çıkarak yiyecek aramak bile imkansız. Eğer acil bir yardım gelmezse, Faşir halkı daha fazla dayanamayacak.” diye belirtti.

UNICEF, Faşir’deki çocukların “yetersiz beslenme, hastalık ve şiddet nedeniyle hayatlarını kaybetme riskiyle” karşı karşıya olduğunu vurguladı.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Bu bir trajedi ve UNICEF’in sağladığı beslenme hizmetlerinin engellenmesi nedeniyle Faşir’deki çocuklar açlıktan ölüyor.” şeklinde konuştu.

UNICEF, çatışmaların başlamasından itibaren Faşir ve çevresindeki kamplarda 600 bin civarında insanın yerinden edildiğini açıkladı.

Gıda kıtlığı ve yüksek fiyatlar ise durumun ciddiyetini artırıyor.

Uluslararası yardım kuruluşları, “açlığın silah olarak kullanılmasını” güçlü bir şekilde kınadı.

Mısır ve darı fiyatlarının şu anda 300 bin ila 350 bin Sudan Lirası arasında değişiklik gösterdiği bildiriliyor; sağlık çalışanları ise, hayvan yeminin bile “trajik bir lüks” haline geldiğini ifade ediyor.

Bir sağlık çalışanı, “Yaraları tedavi eden ilaçlar bulamıyoruz; gazlı bez yok, yaraları kapatmak için cibinlik kullanmak zorundayız.” dedi.

Sudan, aynı zamanda yılların en kötü kolera salgınıyla da mücadele ediyor.

UNICEF’in açıklamasına göre, Temmuz 2024’ten bu yana 96 binden fazla şüpheli kolera vakası ve 2.400’den fazla can kaybı kaydedilmiştir.

Bölgesel Kontrol ve Gücün Dağılımı

Faşir için verilen mücadele, 2023 yılında iki taraf arasında daha geniş bir iç savaşın parçası olarak görülüyor.

General Abdülfettah el-Burhan’ın liderliğindeki Sudan ordusu, ülkenin kuzey ve doğusunun büyük bölümünü kontrol ederken, RSF, General Muhammed Hamdan Dagalo’nun önderliğinde Sudan’ın batısının büyük kısmını elinde tutuyor.

Sudanlı analist Dallia Abdelmoniem, Faşir’in “Darfur’da ulusal ordunun kontrolündeki son şehir” olduğunu vurguladı.

Abdelmoniem, “RSF, bağımsızlık ilan edebilir veya bölünme isteğini daha da güçlendirebilir.” dedi.

Etnik Gerilim ve Tarihsel Arka Plan

Faşir, uzun yıllardır etnik gerilimlerin merkezinde yer alarak, ülkeyi bölme tehlikesi oluşturuyor.

Darfur, Fur, Zaghawa ve Masalit gibi büyük Afrika topluluklarına ev sahipliği yaparken, bu topluluklar Sudan hükümetinin Arap olmayan nüfusa yönelik ayrımcı politikalarını eleştiriyor.

Etnik kargaşa, 2003 yılında Afrikalı topluluklara karşı başlatılan hükümet öncülü bir şiddet kampanyası ile tırmanışa geçmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Sudanlı yöneticileri ve hükümet destekli milis güçleri cezai suçlarla itham etmişken, 2013’te bu güçler Hızlı Destek Kuvvetleri adını almıştır ve şimdi Darfur’un tamamını kontrol altına almaya çalışmaktadır.

Abdelmoniem, “Faşir nüfusunun çoğunluğu Afrikalı kabilelerden oluşurken, RSF genellikle Sudanlı Arap kabileleri ve paralı askerlerden meydana gelmektedir.” dedi.

“Şiddete daha fazla başvurabilirler; RSF’nin geçmişi, böyle bir yola girmekte tereddüt etmeyeceklerini gösteriyor.” diye belirtti.

Sudan’da süregelen çatışmalar, her iki tarafın da insanlığa karşı işlenen suçlarını gözler önüne seriyor. Bu durumu Ocak 2025’te Çad sınırındaki mülteci kampında inceleyen İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, “Burada duyduğu ve gördüğü en korkunç olaylardan bazılarına tanıklık ettiğini” ifade etti.

“Hayatlarını kurtarmak için kaçan kadınlar ve çocuklar, katliam, yaralama, yakılma ve cinsel şiddet hikayelerini anlatıyor. Durum inanılmaz derecede kötü.” dedi.

Altın Kaynakları ve Mücadele

Faşir üzerinde süregelen çatışma, aynı zamanda değerli madenler için de bir çekişmedir.

BBC muhabiri Mohanad Hashim, “Darfur’un madencilik potansiyeli oldukça büyük; petrol, uranyum ve yeraltı sularının yanı sıra, çatışmanın gerçek sebebi altın.” diye belirtti.

BM uzmanları, Sudan ile ilgili raporlarında altın madenciliğinin çatışmanın “temel finansman kaynağı” olduğunu kaydetmiştir.

Faşir üzerinden Kuzey Darfur’u kontrol etmek, Libya ve Çad gibi komşu ülkelere sınırsız erişim sağlamaktadır; bu da, değerli kaynakların çıkışı ve savaşın sürdürülmesi için gerekli silahların ülkeye girişini kolaylaştırıyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın belgelerine göre, RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo, bölgedeki kârlı bir altın madenini kontrol etmekte ve Ocak ayında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından soykırım suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştır.

Mart ayında Sudan ordusu, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) şikayet ederek, BAE’nin RSF’ye sağladığı askeri ve mali destek ile Batı Darfur’daki “soy-kırımda suç ortağı” olduklarını iddia etmiştir. BAE ise, bu iddiaları reddederek, davayı “bir reklam kampanyası” olarak nitelendirip, hemen görevden alınmasını talep edeceğini açıklamıştır.

Darfur’a yönelik silah ambargosunu takip eden BM uzmanları, BAE’ye yönelik RSF’ye silah gönderildiği iddialarını geçerli bulmuştu.

Sudan'daki insani krize dair görsel

“`